0

ÜSTAD

Yazar By toz66 Tarih May 25, 2009: Meçhul Bakış, Meçhul Edebiyat, Meçhul İnsanlar

Hayat bazen bize ummadığımız zamanlarda umulmadık olaylar yaşatır. Veya bu umulmadık zamanlarda kurtarıcı kişileri karşımıza çıkarır.

İşte Üstad Necip Fazıl’da böyle bir zamanda karşımıza çıkar. Umulmadık bir zamanda her şey bitti zannedilen bir zamanda…

Necip Fazıl kaybedilmiş İslam ruhunun yeniden doğuşuna sebep olur insanların gönlünde. Artık söylenecek sözleri vardır İslam ruhunun da. Çünkü güçlü bir kaleme, cüretli bir yüreğe sahip olmuştur artık.

Ve artık kim bilebilirdi yetim kalmış bedenlere İslam ruhunun yeniden gelmeyeceğini; işte Üstad bize o ümidi getirmişti o sıralar…

O sıralar öyleydi; şimdi ise durumlar çok farkı elbet. Üstad eskiden bir ruh getirirken bedenlere; şimdiki anlayışla “Kalemi de amma kuvvetliymiş haa!!” dedirten bir rahmetli oldu maalesef…

Bu anlayışımızın yegâne sebebi ise artık fikirlerimizin içinin boşalması muhakkak…

Üstadı ölümünün 26. yılında rahmetlerle anıyorum, o benim gibi gençlerin Üstadından çok önderi olmalı, şahsen benim önderim, Necip Fazıl’ın ruhuna Yasinlerimizi Fatihalarımızı eksik etmememiz gerekir, yüce anısına saygımla…

Burhaneddin Kanlıoğlu

Tags: , , ,

 
1

Beş Şehir

Yazar By Burhaneddin Kanlioglu Tarih May 7, 2009: Meçhul Sanat, Meçhul Sinema

Onur Ünlü yine bizi alışılmış bir şekilde şaşırtarak yaptı yapacağını… Herkes ‘Bankası’ filminin çekimlere başlamasını beklerken o yeni çekeceği filmi Beş Şehir olarak belirledi. Onur Ünlü’nün Beş Şehir adlı filmi için Anadolu Ajansının yaptığı açıklama aynen şöyle:

“İSTANBUL - Yönetmen Onur Ünlü’nün yeni filmi ”Beş Şehir”in çekimlerine başlandı.

Eflatun Film’den yapılan açıklamaya göre, ”Polis” filmiyle tanınan Onur Ünlü’nün senaryosunu da yazdığı filmde, Bülent Emin Yarar, Şebnem Sönmez, Beste Bereket, Tansu Biçer, Ahmet Rıfat Şungar, Ege Tanman, Aylin Çalap, İpek Erdem ve Aşkın Şenol rol alıyor.

Bir polis, bir tezgahtar, bir öğretmen, bir seyyar satıcı ve 11 yaşında bir çocuğun yaşamla, ölümle ve aşkla iç içe geçen hikayesini anlatan ”Beş Şehir”in görüntü yönetmenliğini Eyüp Boz üstlendi.

Filmde, plastik makyaj sanatçısı Derya Ergün de dünyada nadiren uygulanan bir makyaj tekniğini uygulayacak.

Filmin çekimleri, İstanbul’un ardından Afyonkarahisar ve Eskişehir’de devam edecek. Filmin, sonbaharda izleyiciyle buluşması bekleniyor”

Filmini yine usta isimlerle çeken Onur Ünlü’ye sonsuz başarılar. Ayrıca bence merak konusu olan, bu filminde Polis Filmindeki üstün başarısıyla tanıdığımız görüntü yönetmeni olarak neden Aras Demiray’ın değilde Eyüp Boz seçildiği. Gerçi her iki isim de alanlarının en iyilerinden. Onur Ünlü’ye ve ekibine tekrar sonsuz başarılar…

Tags: , , , , , ,

 
0

Rezil Duman

Yazar By toz66 Tarih Nis 29, 2009: Meçhul Bakış

 

Tarihler 18 Mart 2009’u gösteriyordu. Nedense ben ve çevremdeki yakın arkadaşlarım popüler kültürün esiri olarak Duman grubunun yeni albümlerini aldık.

Şuan utanıyorum kendimden, Duman gibi kutsallarımızı yok sayan bir topluluğun albümünü alıp, onların değer tanımayan kişiliklerine para kazandırdığım için.

Yazıma önce çuvaldızı kendime batırarak başladım… Tekrar söylüyorum utanıyorum kendimden.

‘Duman’ seni kınıyorum…
Sana diliminin hakaretlerini değil kalbimin bütün kinini, beddualarını yolluyorum…
‘Duman’ seni boykot ediyorum…
‘Duman’ elimde kalemim ancak sana böyle karşı gelebiliyorum…

Yazıyı okuyanlar neden böyle bir başlangıç yaptığımı merak ettiler, yahut kimileri hemen anladı bu ‘‘Duman ‘rezil’liğini’’…

Bilmeyenler dikkatle okusunlar ‘Duman’ müzik topluluğu ‘Rezil’ adlı, iğrenç, mesnetsiz ve adice yazılmış parçalarında; Türkçe yazılışı “lem yelid velem yuled” olan İhlâs Suresi’nin 3. ayeti ile dalga geçercesine veya sadece dalga geçmek için; “lem yelid velöp yutar” olarak çevirip, şarkılarının sözlerini yazmışlar. Ey benim gibi esir gençlik! Uyanalım; bizler, kutsal hassasiyetlerimizi hangi çöplükte bıraktık? Daha dün peygamberimize karikatürlerle hakaret ederlerken gıkımız çıkmadı. Peki ya şimdi, şimdi de mi susacağız? Kendimize çıkar yol bulup, “yok ya onlar öyle yapmaz” mı diyeceğiz?
Kanmayalım, kendimizi kandırmayalım.

Uyanalım!!!

Basbayağı bizim kutsallarımızla, başımızın en büyük tacı olan ayetlerimizle dalga geçiliyor. Nerde kaldı hassasiyetlerimiz, nerde kaldı kutsalı için şehit düşmeyi bekleyen genç?
Biz hem söz vermemiş miydik, şahadet getirirken imanımızı korumaya. İşte şimdi imanımızı korumanın tam vakti.
Gençler, Müslümanlar, küçük bir olay zannetmeyelim bunu, bu tip olayları küçük gördükçe yarın ne olacağımızı akliselim olanlar tahmin edebiliyor. Yoksa artık akliselim olmanın vakti de gelmedi mi?
Ayrıca ‘Rezil’ adlı bu rezil parçayı dinleyecek olanlar şu şaşılacak sözleri de dinlemiş olacaklar;

“Ortada bir dergâh var
Devrilir başını yarar
Arkasında tezgâh var
Lem yelid velöp yutar
Geri kaç geri kaç oğlancık
Seninde başın yanar

Ortada bir dergâh var
Memleket uyurgezer”

Kendime ve aciz gençliğimize yanıyorum.
Düşünelim, dergâhlar nereler?
Hanımefendiler, beyefendiler nereler bu dergâhlar söyleyin lütfen bana. Mevlanaları, Yunus Emreleri, yetiştiren, dinimizin kaleleri değiller mi? Sizler söyleyin yanılıyor muyum yoksa?
Peki ya tasavvuf ehilleri neden susarlar, şimdi de mi susma vaktidir, yıllardır bekleyişimiz yetmedi mi?
Evet, gençler, harekete geçmemiz gereken zamanda “boş ver” deyip geçiyoruz. Yazık bizlere, içinde azda olsa hassasiyeti bulunan insanların bu adiliğe göz yummamaları gerekiyor…

Tags: , , , ,

 
1

“O Kaldırımlar”

Yazar By Burhaneddin Kanlioglu Tarih Nis 6, 2009: Meçhul Bakış, Meçhul Edebiyat

“O Kaldırımlar”kaldirimlar

Gecenin nabzını tartan yorgun bekçilerdir;
“O kaldırımlar”
Yetimlerin ana kucağı,
Fakirin tanığı,
Kimsesizlerin soğuk ranzası,
dahası;
Gece karanlığını aydınlatan cinayetlerin tek şahididir,
“O kaldırımlar”

“O kaldırımlar”;
Bilirler o sahipsiz cinayetleri,
Ve bilirler herkesten iyi,
Âdem kanının rengini.
Vahşetin tek tanığıdır ya onlar;
Bir Azrail tadar son nefesin tadını,
Bir de Azrail’in şahidi “O kaldırımlar”

Burhaneddin Kanlıoğlu

Tags: , , , , ,

 
5

Onur Ünlü İle En İçten Söyleşi

Yazar By Burhaneddin Kanlioglu Tarih Mar 29, 2009: Meçhul Sanat, Meçhul Sinema, Meçhul İnsanlar

Değerli sanatçımız Onur Ünlü’yü bilmeyen Kültür-Sanat meraklıları pek azdır herhalde. Ki eğer iyi sinemasever biriyseniz ve Onur Ünlü’yü tanımıyorsanız bu sizin ayıbınızdır. İsmen tanımayanlar varsa Haluk Bilginer’in oynadığı “POLİS” filminin yönetmenidir(bari ordan bilin ). Çok değerli bir insan. Beni kıramadığından (özelliklede genç ve sivil olduğum için. Kendisi öyle dedi) bu söyleşiyi yaptık. Tekrar kendisine teşekkürler.

Aşağıda ki söyleşiyi okudunuğunuzda göreceksiniz ne kadar samimi cevap verilmiş. Ve iddia ediyorum Onur Ünlü bir kaç yer dışında bu kadar samimi hiç söyleşi vermemişti. Soruları şahsım Burhaneddin Kanlıoğlu sormuştur. Keyifli okumalar…

“…kendimi evim dışında en çok sette güvende hissetmişimdir her zaman…”

“Senarist dünyanın en çok eğlenen ama bir taraftan da en zavallı adamıdır”

“Senarist …  “God’s lonely man”dir…”

1- İlk sorum biraz yönetmenliğiniz üzerine, filmlerinizi çekerken sizin yönetmen olarak duyduğunuz en büyük korku ve en çok hoşuna giden hisleriniz nelerdir?

Film çekerken hiçbir korku duymuyorum. Çünkü o kadar insan sete geldiyse hepsi gelmek istediği için gelmiş demektir. Söz konusu sahnenin yönetmen için en uygun şekilde gerçekleşmesi gerektiğini düşündükleri için oradalar demek ki [Ya da çok iyi yalan söylüyorlar, bunu bilemem]. Bu açıdan korkulacak bir şey görmüyorum. Hatta kendimi evim dışında en çok sette güvende hissetmişimdir her zaman. Sadece, işler düşündüğüm gibi gitmediğinde bazen gerilebiliyorum. Fakat bunu da benden başka kimse anlamıyor genelde.
Sette hoşuma giden bir sürü şey de var tabi. Bir kere yönetmenlik çok havalı bir iş; sen ne istersen yapıyorlar! Öyle ki, amirin isteklerinin bu kadar tartışılmadan yerine getirildiği başka bir profesyonel meslek kolu olduğunu sanmıyorum. Fakat bu, bir o kadar da sorumluluk demek; yönetmen sensen, gerçekten sensindir…
Ayrıca, bir sürü başka insanla birlikte bir şeyler yapmak da çoğu zaman eğlenceli oluyor. Ekipteki insanların yaratıcılıklarını işe kattıklarını görmekten her zaman tuhaf bir gurur duymuşumdur. Aslında hiç de üzerlerine vazife olmayan şeylerle ilgili düşünüp, bir karara varıp, gelip süper zarif bir şekilde seninle fikirlerini paylaşıyorlar. İşte bu beni çok mutlu ediyor.
Öte taraftan -bu bana Allah’ın bir lütfu olmalı-, her zaman çok iyi oyuncularla çalıştım. İyi bir oyuncunun, yazdığınız bir şeyi kameranın önünde kusursuz bir şekilde gerçekleştirdiğini gördüğünüzde, heyecandan gözleriniz dolar.
Fakat, bir itirafta da bulunmak zorundayım; bütün bir film yapma sürecinde, benim tartışmasız olarak en çok eğlendiğim zaman dilimi, senaryoyu yazdığım zaman dilimidir. Senarist dünyanın en çok eğlenen ama bir taraftan da en zavallı adamıdır. Travis Bickle için söylendiği gibi: ‘God’s lonely man’dir o! Masanın başında çalışırken hikayeyle ilgili iyi bir fikir yakaladığım o trajik anı, üzgünüm ama, hiçbir şeye değişmem…

“Bir film, alt tarafı bir filmdir”

“…sinema seyircisi, diyelim ki bir edebiyat okurundan farklı olarak ‘yeni’ye karşı her zaman daha dirençli ve bir o kadar da küstahtır…”

“Yaptığım şeyden kendim eğlenmezsem, başkalarının eğlenmesini nasıl bekleyebilirim?”

2- Sizin filmlerinizi izlerken, diğer yönetmenlerden daha farklı gördüğüm şey, sanki filmi eğleniyormuş gibi çekmeniz. Yani çok karmaşık bir hikayeyi bile anlatırken polis filminde, bir piknik sahnesi geliyor ve bütün oyuncular sanki bir tiyatro sahnesinde hatta müzikaldelermiş gibi sahnede beraberce dans ediyorlar ama sahneye bak yemyeşil bir çayır… Bu mükemmel bi şey, mükemmel bir bakış açısı. Yani film çekerken kasıntı olmak değil de daha eğlenceli daha pozitif düşünmek veya çektiğiniz şeylerde belli klişelerin olmadığını göstermek gibi bişi bu. Sizin bu şekilde davranmanız, artık belli klişeleri yıkmanız sinemayı bizim bildiğimiz kalıplardan çıkartmak istemenizden mi kaynaklanıyor?

polisİltifatlarınız için teşekkür ederim fakat ben o kadar iddialı düşünmüyorum. Bir kere, daha önce de birçok kereler söylemiştim bunu, sinemayı büyütmüyorum gözümde. Sinemada devrim yapsanız noolur? Sinemanın her tarafı devrim olsa ne yazar! Bir film, alt tarafı bir filmdir. Böyle düşündüğüm için de bir filmi yaparken zaman zaman oldukça cüretkâr bir takım kararlar verebiliyorum. Bu kararlarım, dışarıdan klişeleri yıkmak iddiası filan gibi görülebilir fakat sadece gönlümü eylemeye çalışıyorum; başka bir şeyi umursadığım yok. Ayrıca neyi umursamam gereksin ki? Mesela sinema seyircisi, diyelim ki bir edebiyat okurundan farklı olarak ‘yeni’ye karşı her zaman daha dirençli ve bir o kadar da küstahtır. Bir ‘okur’un, sevmediği bir romanla ilgili olarak ‘gidip kitapçıdan paramı geri istiycem’ dediğini asla duymazsınız; fakat sinema seyircisi önce bilet parasını öne sürer. Bunun adı en basitinden ‘kabalık’tır. Benimse kaba insanların kafasında devrim yapmaya çalışacak kadar vaktim yok. Zaten 35 yaşına geldim bile.
Ben de herkes gibi bir film izleyicisiyim fakat birçoğundan farklı olarak ben, hasbelkader film de yapabiliyorum. Ve çok şükür ki, ne yaparsanız yapın sinemanın bir klişeler sanatı olduğunu kavramış vaziyetteyim. Klişeler olmadan şiir yazabilirsiniz mesela ama asla film yapamazsınız. Mesele; bir klişenin yerine, o sırada iş görecek fakat bir başka filmde asla işe yaramayacak ‘o filme özgü’ bir aparatı nasıl icad ederim meselesidir. İşte eğlenceli olan tam da bu… Yaptığım şeyden kendim eğlenmezsem, başkalarının eğlenmesini nasıl bekleyebilirim? Bir insanın trajik hatasının kendisini ciddiye alması olduğunu düşünürken kendimin alt tarafı bir film yapıyor olduğumu nasıl unuturum? Kendimle, filmimle ve seyirciyle dalga geçme fırsatlarını nasıl atlarım? Ki bundaki ısrarım, zaman zaman beni aptal durumuna düşürse
bile… Yazinin tamamini okuyun »

Tags: , , , ,

 
0

Bankası Filmi

Yazar By Burhaneddin Kanlioglu Tarih Mar 25, 2009: Meçhul Sanat, Meçhul Sinema

Flaş! Flaş! Flaş! Şok! Şok! Şok! Ünlem Ünlem Ünlem…

Sinema meraklılarına büyük müjde. Hele ki Onur Ünlü severlerine büyük haber. En ayrıntılı olarak Onur Ünlü’nün son bombası ‘Bankası’ adlı filminin konusu ilk olarak ’Meçhul Genç’ platformunda!!!

Onur Ünlü ile  samimi cevaplar verilerek yaptığımız söyleşide Bankası filminden bahseden Onur Ünlü, bakın  Bankası filmini nasıl anlattı:

“Bankası, bir Romeo-Juliet üst-metni aslında. Futbol, eroin ve Allah üzerine… Birbirine düşman iki amatör futbol takımı söz konusu. Bu takımlardan bir tanesi çok gariban ve sürekli olarak banka soymaya çalışıyorlar. Başlarında da takımın soygun planlarından haberi olmayan bir imam var. Diğer takım da zengin ve o takımın başındaki adam da eroin tüccarı-organ mafyası filan gibi iğrenç bir herif. Asıl mesele de şu ki; bankayı soymaya çalışan takımın peşinde olduğu kasanın anahtarı, imam Yusuf Yağmur’un ölü oğlunun kalbine gizlenmiş durumda. Yani ölü kalbi kim bulursa içindeki banka kasası anahtarını ve üç yüz bin dolar parayı da o kapacak… Fakat anahtarın kalpte saklı olduğunu bilen bir tek Allah’ın kulu bile yok… “

Merakla beklediğimiz Bankası filmi için çaba harcayan Onur Ünlü’ye ve ekibine sonsuz başarılar diliyoruz. Yine ve daima herkese inat farklı olan filmleri Onur Ünlü’den bekliyoruz…

Not: Sitemizden alacağınız alıntılarda mutlaka kaynak gösterin.

Tags: , , , ,

Copyright © 2009 MEÇHUL GENÇ